En Çok Yorumlananlar
Belki de en zor olanı bir başkasına ulaşmaya çalışmak. Ellerden, gözlerden, sözlerden daha öte bir şeyler var. Bir insana ulaşmak, onu yakalamak gözle görülemeyen elle tutulamayan etkenlerin elinde. Hiç konuşmadığınız, hiç dokunmadığınız birisine hiç aşık olmadınız mı? Ya da en azından içiniz kıpır kıpır olmadı mı?
Hayat da böyle bir şey. Hep bir şeyler olmalıdır ama hiç olmaz. Bir şey vardır ulaşılması gereken. Kimimiz dinle ararız onu, kimimiz felsefeyle, bazımız şişe şişe rakıyla, bazımız cilt cilt kitapla. Ve bir şimşek çakar ara ara acaba aradığımız yol üzerinde yürüdüğümüz yol mu? Ya da binmeye çalıştığımız otobüs içinde yolcu olduğumuz otobüs mü? İdeallere bile kimlik giydiriyoruz. Yaşamın büyüsü de aşkın büyüsü gibi dile getirilemeyenler aleminde saklı olamaz mı?

Ülkeler de, milletler de benzer bir döngüde hareket ediyor gibi. Devleti temsil eden hükümetler de çalışıyor. Bir şeyler yapılmalı? Bazen sayfa sayfa anlaşmalar imzalanarak, bazen savaşarak.. Bazen sağa bazen sola ara sıra da geriye hareket ederek. Reformlar, devrimler… Bu devinimle gelen eylemler birikiyor, birikiyor. Bunlar kaleme alınıyor tarih oluyor. Yanlış bir eylem de tarihe geçince kabullenilir bir doğruya dönüşüyor. Tarih bağlayıcı oluyor.
Uluslararası İlişkiler de sürekli sorgulanıyor. Barış için şöyle olsun, bak bu olursa savaş çıkar, şu gelsin ki bu gitsin…. Bir deprem oldu adını yüzyıla geçiren. Yıllardır üzerinde hesaplar yapılan eylemler, uzlaşma arayışları, şartlar, maddeller, uluslararası anlaşmalar bir anda sustu. Dayanışmanın, uzlaşmanın nasıl bir yerlerde saklanmakta olduğunu gördük. Zaman girdi araya. Siyaset politika ekonomi derken yine kıvılcımlar çıkıyor. Bir şeyleri zorluyoruz sanki.
Reklamlar, yeni ürünler, müzikler, tarzlar… İfade etmek için, daha fazla bağırıyor, daha çok karmaşıklaşıyoruz. Bombardıman var. Yerküre, ?Biraz durun, kaldıramıyorum? diye bağırıyor, psikiyatrlar önünde kuyruklar oluşuyor. Savaşlar, felaketler, isyanlar, iflaslar, bağırış çağırış…. Güzellikler mi? Onlar arada kalıyor. Gözden kaçıyor. Bugün, elimizden kayıp gidiyor. Biraz da ?bugün?e, içimize bakıp, hayatı oluruna bırakmaya ihtiyacımız var. Koşuşturma, kargaşa, gürültünün arasında biraz durmaya ihtiyacımız var. Biraz da sezgilere, içimizden gelen sese kulak vermeye ihtiyacımız var. Hem kendi hayatımız adına, hem de toplumların geleceği adına… Termometre kırmızıya dayandı, biraz soğutmaya ihtiyacımız var.
Bernard Shaw ?Yaşam hesap kitapla yürümüyor. Hesabı kitabı iki dakika bıraksak, o iki dakika öbür dünyanın cennetini hayal etmezdik.? diyor. En azından birkaç dakika düşünmeye değmez mi?