<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aret Vartanyan &#187; Kategorilenmemiş</title>
	<atom:link href="http://www.aretvartanyan.com/index.php/kategori/kategorisiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aretvartanyan.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 18:49:51 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bir Beyoğlu Rapsodisi: Madam Anahit</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/843/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/843/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 21:14:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aret'den Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=843</guid>
		<description><![CDATA[Muammer Yanmaz üstadın  fotoğraflarına yazacağımız hikayelerle  yaratacağımız &#8220;40 Nevizade Hikayesi&#8221;nin ilki&#8230;

Bir Rum gencine, Yorgo’ya aşık olduktan sonra akordeon çalmaya başlayan Anahit,42 yıl boyunca Çiçek Pasajı’ndaki misafirlerine “Yıldızların Altında” söyledi.
Çiçek Pasajı’nı mesken edinen İstanbul Beyefendileri’nin misafiri oldu. Ta ki, İstanbul&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Muammer Yanmaz üstadın  fotoğraflarına yazacağımız hikayelerle  yaratacağımız &#8220;40 Nevizade Hikayesi&#8221;nin ilki&#8230;</p>
<p><a href="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/anahit.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-845" title="anahit" src="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/anahit-300x294.jpg" alt="" width="300" height="294" /></a></p>
<p>Bir Rum gencine, Yorgo’ya aşık olduktan sonra akordeon çalmaya başlayan Anahit,42 yıl boyunca Çiçek Pasajı’ndaki misafirlerine “Yıldızların Altında” söyledi.</p>
<p>Çiçek Pasajı’nı mesken edinen İstanbul Beyefendileri’nin misafiri oldu. Ta ki, İstanbul çehresini değiştirene kadar.  Kendine “Cebi Delik” ünlü diyecek kadar mütevazi, son günlerindeki zor koşulların içinde makyajını yapıp, hanımefendiliğinden hiçbirşey kaybetmeyecek kadar güçlüydü. Çiçek Pasajı’nın masalarını tutanlar değiştikçe Anahit, Çiçek Pasajının yaşlı akordeoncusu muamelesini görmeye başladı. Kalabalığın arasına sıkışmış beyefendiler ise masalarında Anahit’i ağırlamak için gider olmuşlardı Çiçek Pasajı’na. Çiçek Pasajı’nda İstanbul’u yaşatan son çiçek olmuştu.</p>
<p>Şanlıyım biliyor musun? Şanslıyım çünkü “Yıldızların Altında’yı hem çocukluğumda hem gençliğimde Anahit Kuyrig (abla)’in sesinden dinledim. İlk tanıştığımda yanımda hovarda dedemleydik. Sokağın başından dedemi tanımış, masamıza gelmiş, dedemin onu görür görmez doldurduğu kadehini tokuşturmuştu. O gün, şen şakraklığını aralara kata kata sohbet ederken, aşık olduğu Rum gencinin ismini fısıldadı masaya&#8230;Fısıldadı ve gözleri dolu dolu daha bir sarılarak dokundu akordeonuna&#8230; Sanki bir sır belledim o anı. Adı geçen, anılan dost sohbetlerinde bile kimselere söylemedim. Söylemeyeceğim de&#8230; O gün masada çiçekli bluzu, siyah eteği, gelen, elinde bir iki bilezik, kulaklarında küpeleriyle karşımda oturan Anahit ile bizim sırrımız. Kim bilir kaç kişi biliyordur ya bunu.. Ne önemi var ki? Çocukluğumdan bir derin anı&#8230; Ve o gece tuvalete giderken, ayağına bastığımda gülümseyip, başımı okşayan, güzel olan her şeye aşık olan kadındı&#8230;</p>
<p>Yirmili yaşlarımda Çiçek Pasajı’na giderken ise karşımda başka  bir Anahit Kuyrig vardı. Yan masalarda sofra adabını bile birkaç sima araayıp bulamazken, muhabbet yerine gürültü içinde içerken Anahit, bir son umuda dönüşmüştü benim için&#8230; Ama o farklıydı artık. Gözleri bir hüzünlü bakar olmuştu. Yıllarca o sokakları izleyen gözler buğulu bakıyor, bıkkınlık, umutsuzluk yüzündeki derin çiziklere yansıyordu. Gülümseyişinde hala çocukluğumda tanık olduğum kadın yaşıyordu, bir anda da sönüp çok uzaklara gidiyordu.  Son gününe kadar eksik etmediği ruju, makyajı ve gözlükleriyle&#8230; Çuvalla para verseler bile hoşlaşmadığında çalmayan kadın,ikinci eşinin ölümünden sonra geçinebilmek için düğünlerde bile üç beş kuruşa çalar olmuştu. İçki alemindeki tek kavgamdı, Çiçek Pasajı’nda Anahit ile dalga geçenlerin masasına koşmam&#8230; Bilmiyorlardı bu kadının nasıl soylu bir aileden geldiğini, bir zamanlar boğazda yalıları olduğunu&#8230;</p>
<p>Onu tanıyanlar azaldı&#8230;Sokaktaki çalgıcılarla, hatta dilencilerle karıştırılır, aynı muameleyi görür oldu. Binalar değişiyordu, kıyafetler değişiyordu, insanlar cep telefonlarından konuşuyordu, ama Beyoğlu ölüyordu. Anahit’in yaşamına tanıklık eden insanlar gibi, sokaklar da, binalar da yitiyordu. Mide kanserine yakalanan Anahit, hasta olduğu dönem de bile kaçtı gitti Çiçek Pasajı’na. Akordeonun nağmelerini armağan etti, her geçen gün uzaklaştığı yabancılara&#8230;</p>
<p>Çiçek Pasajı’nın kapı komşusu Üç Horan Kilisesi’nde sessilik hakimdi, dostlar ya gelmemişler ya da çoktan onun yeni  yaşamında karşılamaya gitmişlerdi. Dostların nicesi çoktan göçüp gitmişti&#8230; Kilisenin sessizliğine rağmen akordeonundan dökülenler kulaklarını dolduruyordu üç beş  kalanın&#8230;</p>
<p>Anahit Kuyrig, ne zaman gitsem Çiçek Pasajı’na, bırak pasajı Balıkpazarına, aklımda gelmediğin bir gün olmuyor. Son günlerinde “Burada ölüp gideceksin, yaşlandın” diye kovaladılar seni&#8230;  Nafile&#8230;Öyle bir yerleşmiş ki makyajın, rujun, hanımefendi duruşun; öyle bir sinmiş ki parmaklarından dökülen notalar silinmiyorsun, kaybolmuyorsun. Varsın tanımasın seni yeni alemciler, varsın kadehler tokuşurken gözükme gözlerine sen ordasın&#8230;</p>
<p>Hem sadece ben hatırlamıyorum ki seni&#8230; Nice aşıklar sen Yıldızların Altında’yı söylerken sarılmadılar mı birbirlerine&#8230; Derdini dinlemedin mi yüzlerce müdavimin&#8230; Sen her birinin Beyoğlu hikayesinde  yaşıyorsun&#8230;  Bak o hınzır dediğin gülüşümle söylüyorum ki merak etme, seni anmadan anlatamazlar Pera’yı&#8230;</p>
<p>Sadece Çiçek Pasajı değil, Beyoğlu dolup taşıyor her bir sokağında&#8230; Masalarda yer kalmıyor, kadehler boş durmuyor. Muhabbet, muhabbet olmasa da muhabbete benziyor. Ben de arasına karışıyorum sokakların&#8230; Bir iki tek atıyorum. Biliyor musun artık Çiçek Pasajı’ndan çok doluyor Asmalı&#8230; Nevizade ise bildiğin Nevizade&#8230;Son günlerinde Çiçek Pasajı’ndan çok geldiğin Nevizade’de müdavimler masalaranı kaptırmıyor&#8230; Efe’ler, efeliklerini sürdürüyor</p>
<p>Birazdan çıkacağım&#8230; Senin gibi rakımı dolduracağım, senin gibi tadını çıkartarak içeceğim&#8230; Bugün canımı sıkan bri sürü şeye, senin duruşunla gülümseyeceğim. Yeni arkadaşlarını kıskanıyorum. Kimbilir onlara neler çalıyorsundur. Aramızda da hiç susmamalısın. Pera’yı Pera yapan daha yüzlerce değerin yaşamak zorunda&#8230; Aşıklar için, yazarlar için, besteciler için, İstanbul’u yaşayanlar için&#8230;Kulaklarımda Kazancidis’İn İparho’su&#8230; Tüylerim diken diken oluyor, siyah beyaz videosuyla dinleyince&#8230;Kızma&#8230;Yapamadım&#8230; Gözlerim dolmadan masamdan kalkamadım. Huzur içinde uyu ve gülümse&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/843/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yırtık Ruhlar, bir ilki deneyecek</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/yirtik-ruhlar-bir-ilki-deneyecek/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/yirtik-ruhlar-bir-ilki-deneyecek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jun 2010 23:49:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=828</guid>
		<description><![CDATA[Aret Vartanyan&#8217;ın önümüzdeki aylarda yayınlanacak kitabı Yırtık Ruhlar, bir ilki yaratmaya çalışıyor. Bu çerçevede, 300&#8242;den fazla kişiyle görüşmelere başlanıyor. Aynı şekilde, okurlar da yazım sürecinde destek oluyor. 
İçeriği ve okurlara ulaşımıyla bir ilk olmaya hazırlanan Yırtık Ruhlar bloğu da yazılarınızı&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aret Vartanyan&#8217;ın önümüzdeki aylarda yayınlanacak kitabı Yırtık Ruhlar, bir ilki yaratmaya çalışıyor. Bu çerçevede, 300&#8242;den fazla kişiyle görüşmelere başlanıyor. Aynı şekilde, okurlar da yazım sürecinde destek oluyor. </p>
<p>İçeriği ve okurlara ulaşımıyla bir ilk olmaya hazırlanan Yırtık Ruhlar bloğu da yazılarınızı bekliyor. http://www.yirtikruhlar.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/yirtik-ruhlar-bir-ilki-deneyecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir ile buluştuk&#8230;</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/izmir-ile-bulustuk/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/izmir-ile-bulustuk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 12:16:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=723</guid>
		<description><![CDATA[Bir Nefes İstanbul ile ilk kez İstanbul Kanyon Remzi Kitapevi&#8217;nde okurlarıyla buluşan Aret Vartanyan, bu kez İzmir medyası ve İzmir&#8217;li okurlarıyla buluştu. Konak Pier Remzi Kitapevi&#8217;nde gerçekleşen imza gününde Vartanyan, iki saat boyunca aralıksız kitaplarını imzaladı. &#8220;Sen ve Ben&#8221; ile&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/DSC_02311.jpg"><img src="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/DSC_02311.jpg" alt="" title="DSC_0231" width="110" height="80" class="alignright size-full wp-image-724" /></a>Bir Nefes İstanbul ile ilk kez İstanbul Kanyon Remzi Kitapevi&#8217;nde okurlarıyla buluşan Aret Vartanyan, bu kez İzmir medyası ve İzmir&#8217;li okurlarıyla buluştu. Konak Pier Remzi Kitapevi&#8217;nde gerçekleşen imza gününde Vartanyan, iki saat boyunca aralıksız kitaplarını imzaladı. &#8220;Sen ve Ben&#8221; ile &#8220;Bir Nefes İstanbul&#8221;un imzalandığı günde Aret Vartanyan, etkinlik sonrasında  okurlarıyla sohbet etti.</p>
<p>İmza etkinliğinden önce İzmir basını ile sabah kahvaltısında buluşan Vartanyan, edebiyattan psikolojiye, tarihten siyasete, iletişim bilimlerine uzanan geniş bir yelpazede medya mensuplarıyla görüş alışverişinde bulundu. Katılımın yoğun olduğu sabah kahvaltısı, Konak Belediyesi ve Dev Ajans&#8217;ın işbirliğinde gerçekleşti. </p>
<p>Fotolar için: http://www.facebook.com/profile.php?ref=profile&#038;id=681127717#!/album.php?aid=179935&#038;id=681127717</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/izmir-ile-bulustuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YIRTIK RUHLAR / Yeni Kitap İlk Cümleler</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/yirtik-ruhlar-yeni-kitap-ilk-cumleler/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/yirtik-ruhlar-yeni-kitap-ilk-cumleler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 07:30:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aret'den Notlar]]></category>
		<category><![CDATA[Aret'den Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/index.php/yirtik-ruhlar-yeni-kitap-ilk-cumleler/</guid>
		<description><![CDATA[Hoşgeldin..İsteyerek mi geldin? Yaptığın birçok istemediğin şey gibi istemeden, ne istediğini bilmeden mi geldin? Nasıl geldiysen geldin, hoşgeldin&#8230; Korkma, tedirgin olacak bir şey yok. Öyle ya da böyle sonunda geleceğin yere geldin. Burada zaman yok. Hele senin bildiğin, savaştığın ?zaman?&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hoşgeldin..İsteyerek mi geldin? Yaptığın birçok istemediğin şey gibi istemeden, ne istediğini bilmeden mi geldin? Nasıl geldiysen geldin, hoşgeldin&#8230; Korkma, tedirgin olacak bir şey yok. Öyle ya da böyle sonunda geleceğin yere geldin. Burada zaman yok. Hele senin bildiğin, savaştığın ?zaman? burada hiç yok. Mekan da yok. Daha doğrusu mekan benim. Şu anda sadece dört duvarımız iki koltuğumuz var. Penceremiz, kapımız yok. Mekanın denetimi bende&#8230; Bazen pencerelerimiz olacak, bazen eşyalarımız değişecek&#8230;.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazen yerde oturacağız, bazen masada karşılıkı yemek yiyeceğiz, bazen sen tek bir koltukta oturacak ben dört duvarın içinde dolanacağım&#8230; İstediğin zaman çıkıp gitmekte serbestsin. Ama burada olduğun sürece beni dinlemek, kendinle yüzleşmek, benim sınırlarımda olmak zorundasın. Seni bağlamıyorum. Tehdit de etmiyorum. Tam tersine sana bir anahtar sunuyorum. Testere filmindeki hayat yönetmeni değilim.</p>
<p style="text-align: justify;">Burası yırtık ruhlar dikim atölyesi. Ben uydurdum. ?Benimle ne ilgisi var?? diyemezsin. Ruhundaki yırtıkların farkında değil misin? Korkuların, sıkışmışlıkların, sıkılmışlıkların, arayışın, hırsın, endişelerin, mutluluk peşindeki koşturmacan, yıllarının tükenişiyle gelen panik seni buraya getirdi. Beni nasıl istiyorsan öyle hayal etmekte özgürsün. Dişleri dökülmüş, yüzü buruş buruş, elinde sigarası bir ihtiyar, nur yüzlü beyaz sakallı bir dede, kaslı kuvvetli bir adam, nasıl istersen öyle düşün. Siyah, beyaz, kızıl&#8230; Ben hepsiyim, hepimiz de senin yansımaların.</p>
<p style="text-align: justify;">Sokakta yürürken görebilirsin yırtık ruhları. Parça parça, bütünden uzak, her yanı başka bir yana uçuşan ruhlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Peki sana ne sunacağım? İkramlarım olacak elbette. Kötü bir evsahibi değilim. Gerçekten bazen çok acımasız olacağım. Kimi zaman beraber oturup güleceğiz, ağlayacağız, kavga edeceğiz&#8230; Hepsi senin için.. Senin için olan da benim için&#8230; Senden istediğim ise hiç değilse benim odamda sözde yaşamını dışarıda bırakman. Hepsinden önemlisi maskelerini bırakman. Çünkü senin ne olduğunla ilgilenmiyorum, senin nerden geldiğini biliyorum. Sana öğretilenleri, sana verilenleri değil sende olanı biliyorum. Neyi aradığını da&#8230; Sana sadece gerçeği vaat ediyorum. Bunu da hap şekline getirip vermeyeceğim sana. Bu bir yalan olur. Benim ruhları diktiğim gibi, sen de cümleleri dikecek, biraraya getirecek kendin bulacaksın. Ben sana eşlik edeceğim.</p>
<p style="text-align: justify;">Seni mutlu edeceğini vaat eden, hayatı sana püf noktalarıyla anlatacağını söyleyen kim bilir kaç kitap okudun, kaç film seyrettin. Belki benimle de tam iki kez karşılaştın. İki ayrı kitapta. Onlar bugüne bizi hazırlayandı. Şimdi gerçekten tanışıyoruz. Beni belki sevimli çocuk, belki hiperaktif, belki bir başka yırtık ruh, belki de bambaşka bir şey olarak tanıdın. Şimdi çırılçıplak bu odada yalnızız.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşadığını zannediyorsan, yaşadığını sandığın yalanın da gerçekliğini arıyorsun. Sonuçsuz bir tırmalayış. Her defasında duvara toslayacağın, aynı hayatı tekrar tekrar yaşayacağın, döngüden çıkamayacağın adına ?hayat? dedikleri bir yolculuk seninkisi. Bunlar sana anlamsız geliyorsa, şimdi git.</p>
<p style="text-align: justify;">Hala okuyorsun&#8230; Okuyorsan da hakkını ver, benimleyken sadece benimle ol. Şu anda bile işin, sevgilin, derslerin, heveslerin, geçmişin ya da geleceğin aklına gelip dağılıyorsundur. Hayır. Benimleyken sadece benimle ol. Ben sana bir hazine vaat ediyorum. Senin hazineni&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Seni üzenleri, korkutanları, aşkı, sevgiyi, seksi&#8230; Hatta seks bile şu ana kadar aslında bedenlerin sürtünmesinin ötesine geçemedi. Kulaklarını aç&#8230; Biliyor musun bir kez bile gerçekten orgazm olmadın. Kadın ya da erkek. Fark etmez. Üreme organında çıkan sıvıları, birkaç kasılmayı seks sandın. Yaşama dair ne varsa, sana ve bana dair ne varsa sayfalarca konuşacağız.</p>
<p style="text-align: justify;">Tanışma faslını uzatmak istemiyorum. Zaten yolculuğumuz boyunca defalarca birbirimizi keşfedeceğiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Yalnız hep susma olur mu? Konuş benimle. Çelişki sanacağın birçok şey olacak. Hem ben de senden çok şey öğreneceğim diyorum ya. Şimdi de diyeceksin ki sen ile ben aynıysak, neyi beraber öğreneceğiz? Unuttun mu yırtık ruhlarız. Sen bir yana giderken ben de bir yana gittim. Ben bir şeyler topladım, sen bir şeyler topladın. Şimdi birleştireceğiz. Ağacın kökü bir yerde, dalları dört bir yana uzanıyor.<br />
Işık da hep bu kadar olacak. Aydınlık değil. Saç tellerimize kadar birbirimizi görmek zorunda değiliz. Gölgede kalmayı da severim&#8230; Mumları seviyorum&#8230; Mumlar bize eşlik edecek. Biraz eğilirsen başının üzerindeki mumları yakacağım.</p>
<p style="text-align: justify;">İki koltuğumuzun arasına bir de sehpa koyayım. İstediğin zaman ayaklarını uzatabilirsin. İstediğin zaman da kalkıp odanın içinde istediğin yere geçebilirsin. Ben seni her şeyinle, olduğun gibi seviyorum. Seni sevmem için yerine getirmen gereken koşullar yok: Seni koşulsuz seviyorum. Seni severken de kendimi, özü seviyorum. Belki de sevgi dediğimiz, ?sen ve ben? in ta kendisi. Yaradılışın kendisi.<br />
Ne fiziğin, ne yaptıkların, ne ünvanların, hiçbiri umurumda değil. Kiralık katil bile olabilirsin, ya da kötü ya da iyi biri. Kötü ne ki? İyi ne ki? Bunu çok sordular değil mi? Değişik de cevapları vardı. Bu soruyu felsefe yapmanın bir parçası sandılar. Ölüm gibi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Unutma&#8230; Bilge, öğreten adam, ukala değilim. Senin yansımanım. Bana ne dersen, kendine de söylemiş olacaksın. Beni sevdiğinde kendini sevecek, bana kızdığında kendine kızacaksın. Sokakta da hep aynıydı bunu göremedin. Görmen de istenmeyendi zaten.</p>
<p style="text-align: justify;">Politika da yapacağız, eğleneceğiz de&#8230; Futbol bile konuşacağı, modayı, kozmetiği unutmadım. Bize eşlik eden başkaları olacak. Misafirler ağırlayacağız odamızda. Birileri gelip gidecek. Karşımıza oturtacağız konuşacağız, soracağız. Sıkıcı bir adam değilim Sen odadan çıktığın zamanlar ben de sokağa çıkacağım. Belki sokakta da karşılaşacağız. Ama karşılaştığımızı bilemeyeceğiz. Karşılaşanlar da sen ile ben olmayacak, sen ve ben sandıklarımız olacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Dur sana bir bardak vereyim. Bu senin bardağın. İçine ne doldurmak istiyorsan doldur. Burada sistem dışardaki gibi çalışmıyor. Şarap, su, meyve suyu, ayran, ya da hiç içmediğin bir şey&#8230; Hayal et. Dolsun&#8230;<br />
2012 marduk diyorlar ya.. Marduk değil o&#8230; Neotik bilimi duydun mu? Başka bir devrim o. Bekliyorum ben de.. Bunları da konuşacağız&#8230; Sınırımız yok. Sohbetimiz bizi nereye götürürse&#8230; Sadece diyorum ki bu sohbet senin bildiklerine benzemeyecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Arada bir de beraber çıkacağız dışarıya&#8230; Sana göstermek istediklerim var. Yanıbaşında olup görmediğin o kadar çok şey var ki.. Sen de şaşıracaksın. Ben hala şaşırıyorum.<br />
Hoşgeldin&#8230; istersen başlamadan sen bir soluklan. Kapat kitabı&#8230; Ben, sen her geldiğinde burada olacağım. Ben sadece nerede olacağımızı seçeceğim.</p>
<p style="text-align: justify;">Gittikten sonra bir daha gelmesen de ben burada olacağım. Eninde sonunda yine karşılaşacağız. Bu sayfalarda olmazsa senin de çok iyi bildiğin yerde buluşacağız. Biliyorum ki, paylaştıkça daha uzun kalacaksın burada&#8230; Sen olsan da olmasan da buradayım&#8230; Duymak istesen de istemesen de anlatıyorum. Odamız küçük, özellikle küçük olsun istedim.</p>
<p style="text-align: justify;">Ha bu arada söylememe gerek var mı bilmiyorum ama konuştuklaırmız sır olarak kalacak. Bana anlattıkların bu odada kalacak. Kustukların, içini açtığında döktüklerin, bastırdıkların burada açığa çıkacak ve burada kalacak. Her açığa çıktığında içinden bir şeyler; yırtık ruhlar biraz daha dikilmiş olacak.<br />
Hadi şimdi git. Gitmeni ben istiyorum. Her geldiğinde burada olacağım ama ne kadar kalacağımızı belirleyen ben olacağım.</p>
<p style="text-align: justify;">Seninle tanıştığım için gerçekten memnunum. Sohbete devam etmek için de sabırsızlanıyorum. Ama şimdi yalnız kalmak istiyorum. Sen duramayıp devam edecek olsan da, okudukların, duydukların ben geldikten sonra söylenmiş olacak. Sen her geldiğinde, benim burada olma halim, senin bildiğin, öğrendiğin gibi değil&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi izninle mumları söndüreceğim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/yirtik-ruhlar-yeni-kitap-ilk-cumleler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>28</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Nefes İstanbul Yorumlar</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/bir-nefes-istanbul-yorumlar/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/bir-nefes-istanbul-yorumlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 00:06:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=669</guid>
		<description><![CDATA[Bir Nefes İstanbul ile ilgili yorumlarınız sitenin birçok bölümünde yer alıyor. Tek bir yerde toplanması için bundan sonrasında Bir Nefes İstanbul hakkındaki yorumlarınızı bu bölümde yapabilirsiniz&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em>Bir Nefes İstanbul</em> ile ilgili yorumlarınız sitenin birçok bölümünde yer alıyor. Tek bir yerde toplanması için bundan sonrasında <em>Bir Nefes İstanbu</em>l hakkındaki yorumlarınızı bu bölümde yapabilirsiniz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/bir-nefes-istanbul-yorumlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşam Atölyesi Nedir? Ne Değildir?</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/512/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/512/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 14:42:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=512</guid>
		<description><![CDATA[12 Aralık Cumartesi  saat:11.00-13.00 düzenlenecek &#8220;Yaşam Atölyesi Nedir? Ne Değildir?&#8221; bilgilendirme seminerine  katılmak için yasamatolyesi@aretvartanyan.com adresine mail atmanız yeterli&#8230;
Yasam Atölyesi Facebook Grubu: http://www.facebook.com/groups.php?ref=sb#/group.php?gid=99655670102
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Aralık Cumartesi  saat:11.00-13.00 düzenlenecek &#8220;Yaşam Atölyesi Nedir? Ne Değildir?&#8221; bilgilendirme seminerine  katılmak için <a href="mailto:yasamatolyesi@aretvartanyan.com">yasamatolyesi@aretvartanyan.com</a> adresine mail atmanız yeterli&#8230;</p>
<p>Yasam Atölyesi Facebook Grubu: <a href="http://www.facebook.com/groups.php?ref=sb#/group.php?gid=99655670102">http://www.facebook.com/groups.php?ref=sb#/group.php?gid=99655670102</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/512/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bir Nefes İstanbul&#8221; okuyucularıyla buluştu</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/istanbulun-kendisi-roman/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/istanbulun-kendisi-roman/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 12:17:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aret'den Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[Bir Nefes istanbul 2 Aralık&#8217;ta okurlarıyla buluştu. Üçüncü gününde çok satanlar arasında yer alan Bir Nefes İstanbul, İstiklal Caddesi başta olmak üzere birçok lokasyonda, kitapevlerinin çok satanlar raflarındaki ve vitrinlerindeki yerini aldı. Heyecanımızı ve cümlelerimizi paylaştığınız için teşekkürler&#8230;
Bir Nefes&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/BİR-NEFES-İSTANBUL-ÖNKAPAK-mail.jpg"></a><a href="http://www.aretvartanyan.com/wp-content/uploads/BİR-NEFES-İSTANBUL-ÖNKAPAK-mail.jpg"></a>Bir Nefes istanbul 2 Aralık&#8217;ta okurlarıyla buluştu. Üçüncü gününde çok satanlar arasında yer alan Bir Nefes İstanbul, İstiklal Caddesi başta olmak üzere birçok lokasyonda, kitapevlerinin çok satanlar raflarındaki ve vitrinlerindeki yerini aldı. Heyecanımızı ve cümlelerimizi paylaştığınız için teşekkürler&#8230;</p>
<p><span id="more-328"></span>Bir Nefes istanbul</p>
<p>Bu kez seninle İstanbul&#8217;u ve İstanbul?daki seni, beni yaşıyoruz. Yolculuğumuzun tanıkları var bu defa. İstanbul&#8217;lular ve İstanbul?da yaşayanlar&#8230; Zengini yoksulu, Kürdü, Alevisi, muhafazakarı marjinali, Ermenisi, Rumu, Musevisi&#8230; Onlarca renk, onlarca doku&#8230;Bu satırlar, bazılarının ütopya dediğinin küçük bir yansımasının, umudunun romanını yaratıyor. Birarada yaşayabilmenin öyküsünü&#8230;</p>
<p>İstanbulun sokaklarına karışırken senin, benim, yaşamlarımızın,aşklarımızın, içimizde kalanların, hayallerimizin, korkularımızın, umutlarımızın, yalnızlığımızın, yaşam koşuşturmamızın, yeni binyılın insanlarının gel-gitlerinin arasında dolaşıyoruz. İstanbul, Türkiye, dünya, ?sen?sin, ?ben?im, ?biz?iz&#8230; İnandığım tek gerçek bu.</p>
<p> </p>
<p>İstanbul öyle bir şehir ki; hiçbir kitap seni bu şehir kadar besleyemeyecek, hiçbir müzik ruhunu bu kadar dolduramayacak, hiçbir öğreti sana bu kadar yakın gerçek (çi) gelemeyecek, hiçbir koku bu kadar zihninde yer edemeyecek&#8230;</p>
<p>Ben sadece bir nefes çektim içime dolu dolu&#8230; Şimdi o nefesi, sayfalara bırakıp, seninle paylaşıyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/istanbulun-kendisi-roman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>30</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mesaj Bombardımanı Altında Yaşamak</title>
		<link>http://www.aretvartanyan.com/index.php/mesaj-bombardimani-altinda-yasamak/</link>
		<comments>http://www.aretvartanyan.com/index.php/mesaj-bombardimani-altinda-yasamak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 21:44:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aretvartanyan.com/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün içinde kaç değişik mesajla karşılaştığınızı biliyor musunuz? Kaç değişik ismin, markanın, sosyal, siyasi, ticari mesajın gözlerimize, kulaklarımıza hücum ettiğini biliyor musunuz?
Biraz ipucu vereyim. Hong Kong?da yapılan bir araştırma sıradan bir vatandaşın gün boyunca  en az 4000 mesaj&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün içinde kaç değişik mesajla karşılaştığınızı biliyor musunuz? Kaç değişik ismin, markanın, sosyal, siyasi, ticari mesajın gözlerimize, kulaklarımıza hücum ettiğini biliyor musunuz?</p>
<p>Biraz ipucu vereyim. Hong Kong?da yapılan bir araştırma sıradan bir vatandaşın gün boyunca  en az 4000 mesaj ile karşılaştığını ortaya koyuyor. Bu rakam Mexico City?de 5000?lere kadar yükseliyor. Acaba İstanbul?da kaç?<br />
<span id="more-47"></span><br />
Bir dakika birlikte düşünelim. Radyodaki reklamlar, yol kenarlarındaki panolar, gazetelerdeki ilanlar, TV?deki reklamlar, &#8230;. Bu liste uzadıkça uzuyor. Herkes, her şey bize birşeyler söylemeye çalışıyor. Teknoloji geliştikçe, yaratıcılık kabuk değiştirdikçe mesajlardan kaçış şansımız azalıyor. Cep telefonlarımıza, elektronik postalarımıza gelen reklam mesajları, tuvaletlerdeki reklam panoları, otomobilinizdeki yol bilgisayarlarına gelmeye başlayan tanıtım haberleri, &#8230;. Ve biraz da şu anda prototipleri biten ürünlerle ilgili olarak; buzdolabımızın kapağına, banyo aynamıza, t-shirtlerimize, alışveriş çantalarımıza, saatlerimize gelecek mesajlar. </p>
<p>Uzun lafın kısası, fazla tekniğe girmeden, rekabet arttıkça, ürün ve marka çeşitliliği arttıkça, varolan ve yaratılan marka ve ürünlerin tek yaşama şansı; beyinlerimizde kapladıkları alan.<br />
Bu nedenle siz TV?den kanal değiştirip mesajdan kaçarsanız o sizi başka bir yerde yakalamak zorunda. Kapıdan giremezse, bacadan girecek. İlk kez, geçen seçimlerde partiler seçim propagandalarında cep telefonlarımıza mesaj göndermemişler miydi?  </p>
<p>İçinde yaşadığımız mesaj bombardımanı içinde bize ait fikirlerden, özgür düşünceden, bağımsız tercihlerden söz etmek elbetteki çok zor. Bu bombardıman içinde kendi sentezlerimizi yapabilmek, düşündüğümüzü söyleyebilmek için önce  ara ara sığınaklarımıza kaçmamız gerekli gibi gözüküyor. </p>
<p>Öte yanda işimiz, evimiz, eşimiz, çoluk çocuk, dolar, faiz,&#8230;. Yıllar öncesinin bir şarkısında olduğu gibi ?oynatmaya az kaldı? Belki de tırlattık bile. Ve şimdi geriye dönüş yolculuğu başladı. Artık yalnız kalabileceğimiz anlar, ortamlar yaratmaya çalışıyoruz. Yogadan meditasyona, şehir dışında ev sahibi olmaktan alternatif tıbba odaklanan yaşam tarzına doğal olana gitmeye, aslında bir yerde özümüze ulaşmaya çalışıyoruz. Kendimizi arıyoruz. Herkesin birşeyler olmamızı istediği bir ortamda ?biz? olarak kalabilme şansımızı sorguluyoruz. </p>
<p>Mayıs ayında  ?Times? dergisinin dosyalarından biri Avrupa?daki Hristiyanlığa ayrılmıştı. Dosyadaki bir haber ilgimi çekti. Kiliseye düzenli olarak gidenlerin kalp krizi geçirme riski, gitmeyenlere oranla %26 daha düşük. Aynı inceleme dindar Müslüman ve Musevilerde de yapılmış ve benzer sonuçlar elde edilmiş. Doktorlara göre bunun nedeni de ayinlerde, dua sırasında beynin günlük hayattan soyutlanması ve organizmanın normal seyrine dönmesi. 80 yaşını geçmiş ve kalp problemi yaşamayanların %63?ü neredeyse her Pazar Kilise?ye gitmiş.. Fizyolojik anlamda meditasyon, yoga ve benzeri yöntemler de aynı amaca hizmet ediyor: Bir an durup kendimizi dinlemek. </p>
<p>Robinson?culuk oynayamayacağımıza göre, yeni dünya düzeninde yaşamayı öğrenmek zorundayız. Önemli olan bu nehrin içinde yol alırken, kendimizi kaybetmememiz belki de. Zaman zaman durup, içimizdeki çocuğu dinlememiz. Onu şımartmamız, oynamamız, maskeleri fırlatıp gülümsememiz, ?biz? olarak kalabilmeye çalışmamız. Zira içimizdeki çocuk yaşlanınca, hatta ölünce ne yaşamanın ne de başka bir şeyin tadı kalıyor. Kendimize yabancılaşmak da cabası. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aretvartanyan.com/index.php/mesaj-bombardimani-altinda-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
