Bu gece yaşadığım 10 bin küsur geceden farklı bir gece değil. Farklı olan benim. Yarın sabah dün gibi olmayacağını biliyorum. Sonunda bir noktaya varmış olmanın, uzun bir yolculuğa ilk adımı atmanın heyecanını yaşıyorum. Gerçekten özgür olmak… Gerçekten özgür olmak ne demekti ki? Bugüne kadar öğrenilmiş bir ?özgürlük? tanıyordum. Dışarıda ise modern bir kölelik yaşanıyordu.

Farklı olmak için, kendimi ifade etmek, özgür olmak için doğru şeyler yaptığıma inanmıştım. Ama öyle olmadığını gördüm. Benim gibi milyonlarca insan, dünyanın sığ dünyasına sıkışmış, onlara sunulan özgürlük, mutluluk tanımlamalarının peşinde koşarken kendilerini, yaşamlarını tüketiyorlar. Hırslar, başarılar, mutluluklar bana yüzeysel geliyor. Yansıtılmış dünyanın bizlerden istediği tek bir şey var: Kendimizi silmemiz ve bize verilenleri kendi yerlerimize koymamız. Farkında olmadan yapay kuklalara dönüşüyoruz. Doğuyoruz, büyüyoruz, tüketmek için kazanıyoruz. Modayı izleyerek, zengin olarak, istediklerime sahip olarak, gazeteleri, dergileri izleyerek, en gözde kızlarla yatarak, kendiyle yalnız kalmamak için ajandasını tıka basa doldurup meşgul adam olarak, politikacıları dinleyerek ne aradığım mutluluğu bulabildim, ne de farklı olabildim. Spontane, yanıp sönen mutluluklar yaşadım. Mutluluklarım bile dış dünyaya bağlıydı. Bu yüzden Matrix filmini defalarca izledim.

Şimdi yolun başındayım. Bugüne kadar yaptığım spritüel çalışmalar, felsefe okumalarım, ezoterizmin büyüsü, akımlar, din tarihi, yoga dersleri, feng shui düzenlemeleri belki henüz bana aradığımı sunamadı ama bir noktaya getirdi. Başlangıç noktasına.

Gerçek özgürlüğün, mutluluğun ve bilginin nerede olduğunu yeni anladım. Şimdi sorun onu elde etmek, inadına yaşayabilmekte. Adres çok yakın. İçimde. Yıllardır hep ezdiğim o cılız ses. Sığ dünyanın duyulmasına asla izin vermediği, anlamazlığa vurduğum o cılız ses. Bu yüzden mutsuzum, kaygılıyım, fazla kilolarım var, kendimle yalnız kalmaktan korkuyorum, sürekli yüksek tempoda yaşıyorum? Milyarlarca insan gibi? Yapmam gerekeni biliyorum. Yıllardır özlediğim gerçek özgürlüğü, kendim olmayı o ses bana getirecek. Artık emin olduğum tek şey bu başlangıç noktasının doğru yer olduğu. Korktuğum ise, yürüyeceğim yolun zorluğu, rakiplerin güçlüğü. Tüm dünya beni eskiye döndürmek için işbirliği yapacak. İş arkadaşlarım, sevgililerim, barda dizili içki şişeleri, politikacılar, gazeteler, ter kokan şehvet odaları, renkli neonlar, ilanlar, davetler, diplomalar, faturalar, ?

Oysa hiçbirine düşman değilim. Gerekmedikçe savaş yok. Zorluklar, derin girdaplar. Bugüne kadar öğrendiklerim, egom? Biliyorum hepsinin bana karşı işbirliği yapacağı dönemler olacak. Öte yanda bildiğim bir şey daha var. Dünyanın bize sunduğu en çözülemez sorunlara karşı bile ihtiyacımız olan her şey, -21. yüzyıl ifadesiyle- beni aradığım noktaya getirecek tüm yazılımlar, anti-virüs programları zaten içimizde yüklü. Evren bizimle. Hepimiz özeliz. Hepimizin bize özgü yetenekleri var. Armağanlarımız var. Sorun onları bulamamakta. Bebekliğimizden başlayarak üstleri örtülüyor. Gandi, Napolyon, Rahibe Teresa gibi yüzlerce isme bakıyorum. Onlar içindeki sesleri dinlememiş olsalardı şimdi kim onları tanıyor olacaktı ki? İçlerindeki sesi dinlememiş olmasalar, moda yaşamlara kendilerini bıraksalar, inadına peşinden gitmeseler kendi potansiyellerini göremeden sıradan bir yaşamın ardından belki de anlamsızlıklarının farkına varamadan sahneden çekileceklerdi. Ve onların görevlerini kim yapmış olacaktı?

Gerçek özgülüğün ve mutluluğun tek tanımı var: Kendimi tanıyabilmek ve kendimi yaşayabilmek. İşte bu ?gerçek özgürlük?. Mevlana yüzyıllar önce ?kendini bil? dememiş miydi? ?Olduğun gibi ol? dememiş miydi? Onlarca filozof, öğreti de aynı noktaya parmak basmadı mı? Ama benim bunu algılayabileceğim zaman bugünmüş. Kaldı ki binlerce insan bu sözlerin ilettiği mesajı aldı ama eyleme geçemedi. Mesaj çok net? Ama bu mesaja göre yaşamak? İşte yapmak zorunda olduğum şey. Bildiğim tek şey buna mecbur olduğum. Hepimizin buna mecbur olduğu. 21. yüzyılda ?kendim? olarak yaşamak istiyorum. Bugün, milyonlarca mutsuz insanın yapmak istediği şey de bu.

3 Yorum
  • defne
    9 Eyl 2009 13:32

    bundan 5 dk önce bu konu yüzünden ağlıyordum.sagol yazdıkların gercekten cok güzel umarım baskalarıda okur ve kendilerine döner.

  • yunus can
    21 Ara 2009 01:01

    şİMDİYE DEK HERKES İÇİN KOŞTURDUM.kENDİM İÇİN KOŞTURDUĞUM GÜNLERİM ÇOK SAYILI AMA ŞİMDİ KOŞTURACAĞIM, ALANI FARKLILAŞTIRACAĞIM.Biraz evvel Belki 2 saat belki 3 saat önce karşıma çıktın sanki manevi bir telapati. düşünüyordum niye ben kendim olmayayım.Kendim olmak duygusunu özledim.Hep eziklik içerisinde kendim olamadım.Kariyerim yerinde mesleğim önde ama ben kendim olamadım olamadım.Kendim olmak istiyorum.Yıllar sonra Kendimi özgür hür görmek istiyorum.Acaba yataktan kalkarsam,Kendim olarak kalakacakmıyım?Yinemi polyanacılıkmı oynayacağım.Kendim olarak kalkmak olacamı lik duygum.Kendimi solumak kendimi duymak kendimle birlikte olmak istiyorum.

  • yunus can
    21 Ara 2009 01:13

    YLLLARDIR KENDİMİ AŞIRI STRES İÇERİSİNDE TUTTUM.Yıllardır başkalarına koştum koşturdum.Acaba dünyada bende varmıyım yaşıyormuyum diyemedim dedirtmediler.Başkaların kaygıları,sıkıntıları dertleri,derdim oldu.Başkaları için kişiliğimden dahi taviz vermeye başladım.Çünkü ben ben değildim.Aile kaynaklımı,çocukluk kaygılarımı,yoksa gençlik uyıllarının acı tercübelerimi.Yokluk içerisinde varlıklı yaşama gayretimi,fizksel rahatsızlıkmı dertmi çözüm üretemedim.İnanaıyorum her sorunun bir çözümü var her derde deva bir ilaç var .Ama ben ilaçları kullanmayı öteledim.Acaba sabahın ilk ışınlarında o dert tasa kaygı ilemi kalkacağım yoksa yeni ben özgütr benmi olacağım özgürlüğü seçeceğim.Neysem o mu diyeceğim.Birilerinin taktiri,birilerini tenkiti kafamdamı duracak,hırslanacakmıyım,sinirlenecekmiyim.EYYYYYYYYhayat açıl ben geldimmi diyeceğim saygılar

Yorum Yapın