Nostradamus başta olmak üzere birçok kahin 2000?li yılların ilerleyen yılları için karamsar tabloların eşliğinde bir tane iyimser gelişmeyi haber veriyor. İnsanlık, yaşadığı buhrandan aydınlanarak çıkacak? Kendi yaktığı, yıktığı uygarlık, yükselen acı eşiği, gözyaşı denizleri insanlığı kaçınılmaz aydınlığa ulaştıracak.

Sokağa çıkın ve dolaşın. Özellikle de çok katlı iş yerlerine, plazalara, şirketlere girin. Hatta üst ve orta düzey yöneticilere mikrofon uzatın. İdeallerini sorun, hayallerini öğrenin. Ya da arkadaşlarınızı arayın ve şu anda nerede olursa mutlu olacağını sorun.

Son yıllarda bugüne kadar hiç olmadığı kadar, insanlar dingin, yavaş, huzur ve tembellik dolu bir hayat arzuluyor. Bol kazanç hayallerinin yerini sahilde yürüyüş, alkışların yerini rüzgarın sesi alıyor. Hep birlikte doğaya dönüyoruz. Sadece 1995 yılından bugüne sahil şeritlerindeki emlak piyasasına bakmak bile bize birçok ipucu veriyor. İçinden yol geçmeyen kasabalar bile artık keşfediliyor, yerleşmeler artıyor. Bir üst düzey yöneticiyi organik bahçede çalışırken, bir iş kadınını küçük bir sahil moteli işletirken görmemiz artık hiçbirimizi şaşırtmıyor.

İyi bir dostumun sürekli yinelediği gibi; insan, kendini doğada buluyor. Bebekliğindeki saflığı, cesareti, gücü arıyor… He rgün , taş taş üstüne konarak kendi benliğinden uzaklaştırılan birey içine dönüyor, dünyasını keşfetmek istiyor.

Ve aydınlanma süreci başlıyor. Kendi ellerimizle kurduğumuz, betonlaşmış, makineleşmiş, yapay kentleri, şehirleri, yaşam alanlarını bırakıp doğaya yöneliyoruz. Bu yöneliş kaçınılmaz olarak bilinci de değiştiriyor. Kentin çizdiği tıpkı kendi gibi yapay modeller, hayaller terk ediliyor, insanlık özüne dönüyor. Kendimizi dinliyoruz. Geçiş süreci sancılı ilerliyor. Henüz kahinlerin çizdiği, acının, kaosun tepe noktasına ulaşılmadı ama çok az kaldı. Fransa?da alevler içinde kalan sokaklar, terör, kanıksanan bombalar, savaşlar… Tepeye birkaç adım var. Sonrasında gelmesini beklediğimiz sessizlik ve yeni bir başlangıç?

Ofislerden, bilgisayarlardan cep telefonlarından, maillerden, toplantılardan? Kumsal yürüyüşlerine, aylak aylak yatışlara, doğada hobilere, sohbetlere, toprağa yakın dokunuşlara? Dönüş başladı ve hızlanıyor? Son birkaç yüzyılda yolunu iyiden iyiye şaşıran, benliğini kaybeden insanlık özüne dönüyor. Bir süre her şey birbirine karışacak. Sonrasını belki göremeyeceğiz. Dönüşümün başına yetiştik. Dünya tarihindeki önemli bir viraja tanıklık ediyoruz.

Eğer siz de, yapay bir tempodan, kırtasiyeden, hedeflerden sıyrılıp metropolün dışında doğanın içinde yer almak istiyorsanız acele etmeniz gerekiyor. Giderleri, rakipleri, faturaları, kredileri, yatırımları, gelirleri, yeni projeleri konuşmaktan vazgeçip bahçelerindeki ağaçların aşılarını, köpeklerinin rahatsızlıklarını, köy pazarındaki ürünleri konuşup, sedirde kitaplarını okurken kahvelerini höpürdetenlerin sayısı o kadar hızlı artıyor ki?

Yorum Yok
  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın