En Çok Yorumlananlar-2010-2011 Yolculuğunun İlk Buluşması 5 Agusto Perşembe akşamı -
Yaşam Atölyesi, 2008 yılında kapılarını açtığında bu yana yaşamları değiştiriyor ve yeni başlangıçların ilk adımlarını atıyor.
Aret Vartanyan’ın kitaplarını yaratan düşünceler, yaklaşımlar; felsefe eğitiminin kırıntıları, konukların değerleri ve öğrencilerinin yaşamlarıyla Yaşam Atölyesi, bir ütopyayı gerçeğe dönüştürüyor.
Kişisel gelişim dendiğinde günümüzde sadece bir kurallar silsilesi, bedenin ve sahip olduklarının bir üst düzeye taşınması temel alırken, Yaşam Atölyesi insan, evren ve her ikisinin üzerinde oturduğu sonsuzluğu göz ardı etmiyor. Basit bir ifadeyle her birimizi duygularından, özünden, yaradılışından ayrı düşünmüyor. Bir makine gibi içine yazılıp yükleyip, şunları yaparsan şu olursunun dışında bir yerde duruyor. Bir başka deyişle, dünyayı ve ötesini, bedeni ve zihni, en kısa ifadeyle de Matrix’i, yani içinde uyandığmız materyalist dünya ile mistisizmi, ezoterizmi ve insanın gerçek varlığını, gücünü, komplikasyonunu ve mükemmelliğini aynı noktada birleştiriyor. Bu birleşmenin yansımaları ise kuşkusuz yaşama mucizleriyle yansıyor.
Mesaj bombardımanı altında ezildiğimiz, bir yarışın içinde koştuğumuz, gözlerimizde perdelerle yaşadığımız, önümüzdeki değerleri kendi potansiyelimizi, anları ıskaladığımız hayatlarımıza bir ışık tutuyor. Kopya hayatları yaşamayı reddederek, kendimiz olmayı ve kendi potansiyelimizi yaşamayı,yüzlerimize tuttuğu aynalarla gösteriyor.
Bir Günde Yeniden Başlayamazsın
Bir yıllık bir programla, kendimizi ve hayatı sorgulatan Yaşam Atölyesi, 52 haftalık konu başlıklarında geniş bir çerçeveye yayılıyor. Bir başka ifadeyler koçluğun, yaşam, eğitim koçluğunun çok ötesinde bir kavramı, platformu yaşama taşıyor. Günümüzde “pozitif yaşamak”, “düşünce gücü”, “doğru düşünce ve mesajlarla geleceği şekillendirmek” , “kuantum” gibi bazı kavramlar hayatımıza girerken, bir kitapla, bir filmle yaşamların değişmeyeceği gerçeğini kabul ediyor. Birçok parametre her hafta masaya yatırılıyor, günlük hayat egzersizleriyle içselleştiriliyor. “Meditasyon”dan “doğru uyumaya, beslenmeye, cinselliğe”; “felsefe”den “psikoloji”ye;”beden dili”nden “aşk”a, “feng shui”den “ayuraveda”ya; “ilişki yönetimi”nden “kişilik çözümlemesi”ne, “iletişim”den “kendini doğru ifade etmeye”; “zaman ve yönetimi”nden “renk bilimi”ne, “ikna yönetimi”ne uzanan konular, pragmatik, sürreal, mistik, realist yaklaşımlarla işleniyor.
Evrenin çok azını tanıdığımız, beynimizin çok azını kullandığımız, “bedenimiz” “zihnimiz” ve “ruhumuz”un çalışma prensiplerini ve potansiyelini tanımakta yetersiz kaldığımız hayatımızı ikiye ayırıyor Yaşam Atölyesi”…
Bir yanda toplumun, çevremizin ve eğitim siteminin sınırlarını çizdiği; bir rutinin içinde akıp giden, sorunların ve sorgulamaların ne olursa olsun bitmediği “Matrix”…
Diğer yanda bedenimizin, ruhumuzun, dünyanın, evrenin sahip olduklarıyla mistik, ezoterik “Öz”…
Matrix ile Öz’ün arasına sıkışan “biz”lere, kendimiz olarak sahip olduklarımızı, benzersiz potansiyelimizi nasıl yaşayacağımızı gösteriyor. Hem Matrix’i hem de Öz’ü dolu dolu yaşamayı anlatıyor. Yüksek yaşam standartlarını yakaladığımız, kendimiz olduğumuz, fırtınanın içinde dingin kaldığımız, huzurlu, başarılı ve mutlu bir yaşamın, iş ve özel hayatın kapılarını açıyor…
Asmalımescit’te Buluşuyoruz
Asmalımescit’teki Yaşam Atölyesi’nin kapıları, öğrencilerinin de evine dönüşüyor. Her grup haftada iki saatini sınıfa ayırıyor. Bazen ünlü konuklar eşlik ediyor yolculuğa, bazen filmler izleniyor… Her geçen gün kalabalıklaşan Yaşam Atölyesi kendi sistemini, dostluğunu ve paylaşımlarını günlük yaşama taşıyor. Yaşam Atölyesi öğrencileri, yaşadıkları örneklerle, ürettikleriyle ve oluşturdukları networkle ütopyayı gerçeğe dönüştürüyor.
Yaşam Atölyesi, bolluğun, başarının, barışın, sonsuz huzurun, acı ve zevkin, duyguların yankılarını bulduğu dünyayı yaratıyor.
Tanıtım seminerleri için kapılar açılıyor. 22 Temmuz Perşembe akşamı saat 19.30′da gerçekleşecek tanıtım semineri için aşağıdaki kısa formu doldurup göndermek yeterli…
Yaşayanlardan “iz”ler…
İlk öğrencilerimizden sigorta acentesi olan iki çocuk sahibi bir anne; bugün dünyanın dört bir yanını dolaşan bir haber fotoğrafçısı… Evlilik ve çocuklar gayet iyi…
Bir diğer öğrencimiz, 11 yıldır aynı şirkette “uzman” olarak çalışıyor ve emekli olacağına inanıyordu. Bugün, global bir markanın orta düzey yöneticisi. Varacağı noktaya ulaşmaya hızla ilerliyor
Bir çiftimiz boşandı. Yıllardır, çoktan bitmiş bir ilişkiyi sürdürmek yerine yeni başlangıçlar yaptılar. Bugün biri evlendi, diğeri Anadolu’yu dolaşıyor ve iyi arkadaşlar, mutlular.
Fiziği ve dış görüntüsü ile “ben evde kaldım” diye her gün söylenen bir başka öğrencimiz ise, yanına yaklaşmaktn çekineceğiz bir İtalyan asıllı Türk ile mutlu bir beraberliği sürdürüyor.
Biz öğrencilerimize “yaşayan” diyoruz. “Yaşıyormuş” gibi yapmak yerine, bir filmin içinde oyuncu olmak yerine yönetmen olmayı seçerek yaşıyoruz.
Yaşam Atölyesi’nden Yaklaşım Örneği Sunan Birkaç Tema
Kendin Olmak
Önce kendin olamadıkça hiçbirşey olamazsın. Her birimiz ayrı bir hamuruz. Kimisi tuzlu, kimisi tatlı, kimisi ekşi… Bize deniyor ki herkes doğumgünü pastası olacak. Tuzlu hamurdan güzel bir doğumgünü pastası olmaz ama kurabiyesi olur. İş bitiren, girişken biri olmayabilisin ama benzersiz düşüncelere, yaratıcılığa sahip olabilirsin. Ya da sanatçı ruhunla varolabilirsin. Sanatçı ruhlu birinin bankacı veya avukat olması bir yaşamın harcanması olarak değerlendirilebilir. Çokeşli biriysen, tek eşli olarak yaşama çaban niye?
Sorumluluk
Önce kendinden sorumlusun. Topu başkalarına, dış dünyaya, koşulalra atmak çok kolay Yaşamında yaşadığın ve başına gelen her şeyin senin seçimin olduğunu bilebilmen ve sorumluluğunu alman, başlangıç noktan. Bilmediğin, deneyimlemediğin ne kadar çok şey senin gerçekliğin farkediyor musun?
İlk Formül
Çok basit bir formül var başlangıçta… Gerçekten kendini bil ve ne istediğini, istediğin yönde düşün, düşündüğünü ifade et ve ifade ettiğini de yap. Bunu gerçekten yaptığında ulaşılmayacak, yaşanamayacak hiçbir şey yok.
Matrix
Siyaset, politik, biir tür sinema perdesine yansıyanlar. Bir yanda da cevher var. Toplumun getirdikleriyle, eğitim sitemiyle şekillenen, üstü örtülen cevherin sahibi sensin. Önüne konmuş, kalıpları belirlenmiş, sınırları çizilmiş bir yaşam, tempo ve yarış hali. Kendin olmak dışında her şey olduğun yaşamın evi Matrix…
Öz
Elektriği tarif etmeye çalış, tanmlamayı dene. Elektriği yansımalarından, ampülün kendisinden billiyorsun. Bedenlerimiz de Öz’ü yansıtan birer ampül olabilir mi?
“Kim” ve “Ne”
Kim olduğun kısmı egonun ta kendisi… Adının altını dolduranlar “kim” olduğunu anlatıyor. Asıl önemli olan ise “ne olduğun”… Kim olduğun, ne olduğunu anlatmaya yetmez, yetemez…
Geçmiş
Geçmiş bitti gitti… Artık yok. Sırtına al ve kurcalamadan devam et. Geçmişine sahip çık. Geçmişin olmasa, bugünkü sen de olmayacaktı. Asla “keşke” deme. Bir şeyler olmamışsa zamanı değildi ya da hazır değildin. Her şeyin bir sebebi olduğunu unutma, her yaşadığının da bir nedeni vardı. Şimdiki sorunlarını çözebilensen, geçmişindeki problemlerini de çözebilensin.
Cinsellik
Günümüzde sadece organik bedenlerin sürtünmesini “cinsellik” sanıyoruz. Bedenin, ruhun ve özün katılmadığı bir cinsel yaşam, maalesef yatak sporu yapmanın ve tüketmenin ötesine geçemiyor.
Aldatmak
Aldatmak diye bir şey yok. Aldatma düşüncesini bilen, aldatılmayı bekleyen veya aldatan, aldatılacaktır. Aldatmak, senin seçtiğin kişide gerçekten neyi değiştirmiştir ki?
Aşk
Oyunun, stratejinin, mantığınolamaycağı yolculuk. Narsizimin bir uzantısı.. Kendine bağlanmanın bir yansıması… Tanımlamaya çalıştıkça senden kaçan
Başarı
Kendinden beklenmeyeni yapabilme halidir “başarı”… Senden beklenenleri yapıyor olman, “başarı” değil, “olması gereken”dir. Örneğin, iyi bir kolejden mezun birinin iyi bir üniversite kazanması başarı değildir ama doğuda yaşayan çoban çocuğun kazanması “başarı”dır.
Özgüven
Sonuçları düşünmeden, her koşulda üstesinden geleceğini bilerek yol alabilme halidir özgüven…
Evren
Samanyolları, galaksiler, yıldız kümeleri dahil ancak evrenin %3’ünü biliyoruz. %97 ise bir sır. Evreni kendimizin dışında sanıyoruz, oysa onu anladıktan sonra şekillendirebilecek sistemdeki tek varlığız.
Zaman
Zaman bildiğimiz gibi hareket etmiyor. Bir yere gittiği yok. Zaman ilerlemiyor, zaman sabit, biz zamanın içinde hareket edenleriz. Ölümün yaşını koyanlar da bizleriz.
Pozitif Düşüncenin Gücü
Yarınını yaratan sensin. Bugünkü düşüncelerin yarınki gerçeklerin olacak. Nereye bakarsan oraya gideceksin. Bugünkü düşüncelerin, yarın izleyeceğin manzaraların olacak.
Kadın
Bir kadının içinde onlarca farklı kadın yaşar. Ya bu kadınların hepsini kabul edersiniz, ya da bir tanesini seçer hayal kırıklıklarıyla tanışırsınız.
Sahip Olmak
Evrende hiçbir şeye sahip değiliz. Her şey emanet. Uyuduğumuzda bedenimizi bile yatakta bırakıp bilmediğimiz bir yolculuğa çıkıyoruz. Öte yanda ilişkilerimiz de bile sahip olmak istiyoruz.
İstemek
Bir şeyi istiyor olma hali; o istedğin şeyin sende olmadığını kabul etmekten başka bir şey değil. Sende olduğunu bildiğin şey, sana gelmesinin ispatı gerekmeden senin olandır. 6 yaşındayken Churcill ailesini çıkışıp, Tüm İngiltere beni bekliyor derken İngiltere’nin başına geçmişti; Mustafa kemal Atatürk, lise yıllarında uzun eşek yerine arkadaşalrına savaş stratejisi oynatırken, bir ülkenin kurtarıcısı olmuştu.
Koşulsuz Sevgi
Belki annenin çocuğuna olan sevgisini koşulsuz kabul edebiliriz. Onun dışında ne örnek verebilirsin. En büyük sevgide bile koşullar yok mu? İlişkide mesela… Aldatmazsan seveceğim ilk koşul değil mi?
İyi ile Kötü
İyiyi de kötüyü de bilemeyiz. İstediklerimiz olmadığında kötü diyoruz… Gerçekten kötü olduğunu nereden biliyoruz. İşten çıkmaartılmak kötü ama ya sonrasında kendi işini kurup baarıyı yakalamanın yolunu açıyorsa…
Garanti
Yarını kirleten ilk şey garanti arayışımız. Sonuçlardan emin olma arzumuz yüzünden kararsızız, çelişkiler ve ikilemlerle doluyuz. Yarın gerçekten yok. Olmayan bir şeyin garantisi de olamaz.
Yansımalar
Karşılaştığın her insan aslında senin bir yansıman… Eleştirirken, dedikodu yaparken bu gerçeği anımsa…
Mutluluk
Dışarıda aradıkça bulamayacağımız tek şey… Mutluluk bir seçim.. Hiçbir nedene koşula bağlı değil. Öyle sandıkça, aslında hiç yaşamıyoruz. Tutku ile mutluluğu karıştırıyoruz.
Birarada yaşayabilmek
Hepimiz aynı gemideyiz. Yan sokağı yadsıyamazsın. Hatta artık dünyanın bir ucundaki gelişmenin, dünyanın diğer ucundakini nasıl etkilediğini her gün görüyoruz. Birarada yaşayabilmek için önce taraftar mantığından çıkmalıyız. Tezlerimizi kanıtlamak, kabullendirmeye çalışmak yerine; gerçekten dinlemek , karşımızdaki olduğu gibi kabul etmeye çalışmak dünyadaki birçok çatışmanın önüne geçecektir.
Para
İstedikçe elde edemeyeceğin, peşinden koştukça senden kaçan şey… O kadar kolay bir formülü var ki… Verdikçe zaten gelen, amaç değil araç olduğu hatırlandıkça çoğalan… Sadece cebindeki parayı saydıkça milyon dolarların da olsa, yoksulluk yaşayacağın olgu.
Konuşmak
Ağzından çıkan her kelime aslında evren ile yaptığın bir sözleşme, Sözleşmene sahip çık…Dediğini yap. O yüzden de ihtiyacın olmayanı ya da gerekmeyeni sırf konuşmuş olmak için dile getirme…
Sağlık
Hastalıklar zihinde başlar, bedende yansımalarını bulur. Sadece yansımalaırnı yoketmeye çalışarak sağlıklı olamazsın. Örneğin, endişeyle yaşayan birinin böbrek ve karaciğeri sürekli blokaj altındadır.
Uyku
Uykunun büyük bölümünde dinlenen aslında beden değil zihnimizdir. Depresif dönemlerde bu yüzden yataktan çıkamayız. Günlük hayatta dinlenen, medidte olan bir zihnin uykuya ihtiyacı da azalır.
Değişim
Değişim hiç bitmez. Ancak yeni olana değil Öz’üne doğru değişirsin. Değişim izlenemez, değişimi yaşarken farkında olamazsın: Değişiyorum diyen insana inanma… Değiştiyse, bunu ifade etme ihtiyacı olmaz. Sen “ne” isen, “o”sun…
22 Temmuz Perşembe akşamı saat 19.30′da yapılacak “Yaşam Atölyesi Nedir? Ne Değildir?” seminerine katılmak için aşağıdaki kısa formu doldurup göndermeniz yeterli.