En Çok Yorumlananlar
Yeni yılın telaşında işlek bir cadede yürüyen baba kızına kızıyor. ?Ne kadar çok para harcamayı seviyorsun? diyor kızına. Kızı sessiz. Konuşmaları devam ediyor. Kız hiç de pahalı olmayan hatta ucuz bir pantalon beğenmiş… Baba kızıyor ama kızına değil. Birçok baba için nasıl da zor yeni yıl telaşı. Yılbaşında bile, çocuğuna istediğini alamayan bir babanın, annenin hissettiklerini hissediyor sadece. Yanlarından kocaman kocaman hediye paketleriyle geçenlere bakarken, kendi ufak siyah işporta poşetinin içinde küçük hediyesi yaralıyor mudur yüreğini. Ya yılbaşı sofrası. Hindiler, mezeler, kuruyemişler…. Markette ağzına kadar tıkabasa bir sepetin ardında elinde bir kola, biraz kuruyemiş ve birkaç parça yiyecekle beklemek neler hissettiriyordur. Çevresindeki bazı babalar çocuklarına istediklerini alırken, vitrinlere bakmak neler hissettiriyordur? Yılbaşı, hayatın acımasızlığını çaresizliğini hissettiriyor bazılarına…
Bazıları açlığın, donmanın sınırında tek göz evlerinde giriyor yeni yıla…
Bazıları bu yıl kazanıp yıl bitmeden kaybettikleri aşklarını arıyor. Saat 24?ü vurduğunda bir başka köşede olan aşkını düşünerek yeni yıla daha güçlü, daha hırslı girdiğini ve bir daha aşık olmayacağını sayıklıyor.
Bazıları yeni yılda kaybettikleri, yitirdikleri sevdikleri için gözyaşı döküyor. Resimlerini önlerine alıp kadeh tokuşturuyor.
Bazıları soğuk bir hastane odasında, tatsız ilaç kokusu eşliğinde 37 ekran parazitli televizyondan yeni yılın coşkusuna hüzünlü bir ortaklık kurmaya çalışıyor.
Bazıları, yıllar öncesinin kalabalık aile toplantılarını hatırlayarak huzur evlerinde akranlarıyla yeni yıla girerken, brikaç damla göz yaşını çaktırmadan mendiline akıtıyor.
Bazıları ne zaman yılbaşını aileleriyle birlikte geçireceğini hayal ediyor. Polis, asker, doktor, garson, çalgıcı, taksici… Gece boyu süren çalışma… Sevdiklerine, bekleyenlerine bir kısa telefon mesajı atarak ?mutlu yıllar? diliyor.
Bazıları, askerde, dağda, hapishanede kalabalığın içindeki yalnızlığını yaşıyor.
Sokaklar tıkabasa dolup taşarken, yer gök şarkılarla çığlıklarla inlerken, bazıları kendi evlerinin elinden alındığını hissediyor. Evi sokak olanlar biraz hayıflanarak, biraz kıskanarak bakıyor yeni yıla girenlere. Belki her gün onları itip kakanlar, saat 24?ün büyüsüyle onları da halaya dahil ediyor, yeni yılın hatrına gülümsüyor yüzlerine…
Buraya kadarki ?bazıları? yanı başımızda, şehrimizde… Ya dünyadaki bazıları… Felaketlerin, savaşların, açlığın, hastalıkların, dengesizliğin vurduğu ?bazıları?… anlatmaya gerek var mı? Dünyaya uydudan bakıldığında saat 24.00?te kıtaları değil, içinde barındırdığı hayatları aynı anda görmek nasıl bir şey olurdu?
Yeni yıla girerken, sofranız kurulu, sevdikleriniz yanınızda, sağlığınız yerinde ise, saat 24.00?ü vurduğunda biraz daha düşünerek o anı içinizde daha yoğun hissetmeyi, sevdiklerinize daha sıkı sarılmayı, inandığınız Tanrı?ya ya da güce biraz daha fazla minnet etmeyi ve yeni yılda dışarıdaki ?bazıları? için de bir şeyler yapmayı düşünmeyi unutmayın olmaz mı?
Bazı insanlar hayatlarında hiç yokluk görmemişler… bilmiyorlar hayatın zorluklarını, eve gittiklerinde kuru ekmek yiyenleri, ayakkabısı su geçirdiği halde yenisini alamayanları, cebinde yol parası olmadığı için annesini ziyarete gidemeyenleri, bebeğinin karnını doyurmak için bir süt parasına saatlerce çalışanları, kirasını ödeyemediği için evden atılma korkusu yaşayanları bilmiyorlar… Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar… Para nın bu kadar değerli olduğu bu dünyada sadece geçerli olduğunu unutuyorlar… Paylaşmak fikri akıllarının ucundan bile geçmiyor…
hocam size gerçekten ne söyleyeceğimi ya da ne yazacağımı bilemiyorum…
ben böyle bir kalemi neden yeni tanıyorum diye de hayıflanmaya başlamadım da değil hani…
sayın usta kalemimiz;izninizle ARET VARTANYAN sizden ricam ; siz hep yazın lütfen…
yazın hocam:) çünkü dediğim gibi yazı yazmak çok çok zor bir zanaattir aslında! onun için gerçeği içiyle,dışıyla yazan kısacası özündekini çok çok iyi yansıtabilen kaç kişi kaldı ki zaten!
yolunuz da şansınız da çok açık…
hep destek tam destek hocam:)
İNCİTANESİ
işlediğiniz konu özellikle;muhteşem ötesi diyebilirim…
hani derler ya “yarınlar”…
çok sevdiğim bir söz vardır; “bugünler de dünlerin yarını değil midir ?”
“unutmak ve unutulmak” kavramlarına da açılım yapmış olmanızdan dolayı sizi tekrar tebrik ediyorum…
çok ama çok teşekkürler…
edebiyatın “gizli kahramanı” ilan ediyorum sizi…
aslolan da ve kalıcı olan; hikayelerdeki başrol karakterleri değil figüranlardır bana göre…
lütfen “siz hep yazın”…
bizi bize anlatan tümceleriniz kaleminizden eksik olmasın lütfen…
İNCİTANESİ