En Çok Yorumlananlar
Hoşgeldin..İsteyerek mi geldin? Yaptığın birçok istemediğin şey gibi istemeden, ne istediğini bilmeden mi geldin? Nasıl geldiysen geldin, hoşgeldin… Korkma, tedirgin olacak bir şey yok. Öyle ya da böyle sonunda geleceğin yere geldin. Burada zaman yok. Hele senin bildiğin, savaştığın ?zaman? burada hiç yok. Mekan da yok. Daha doğrusu mekan benim. Şu anda sadece dört duvarımız iki koltuğumuz var. Penceremiz, kapımız yok. Mekanın denetimi bende… Bazen pencerelerimiz olacak, bazen eşyalarımız değişecek….
Bazen yerde oturacağız, bazen masada karşılıkı yemek yiyeceğiz, bazen sen tek bir koltukta oturacak ben dört duvarın içinde dolanacağım… İstediğin zaman çıkıp gitmekte serbestsin. Ama burada olduğun sürece beni dinlemek, kendinle yüzleşmek, benim sınırlarımda olmak zorundasın. Seni bağlamıyorum. Tehdit de etmiyorum. Tam tersine sana bir anahtar sunuyorum. Testere filmindeki hayat yönetmeni değilim.
Burası yırtık ruhlar dikim atölyesi. Ben uydurdum. ?Benimle ne ilgisi var?? diyemezsin. Ruhundaki yırtıkların farkında değil misin? Korkuların, sıkışmışlıkların, sıkılmışlıkların, arayışın, hırsın, endişelerin, mutluluk peşindeki koşturmacan, yıllarının tükenişiyle gelen panik seni buraya getirdi. Beni nasıl istiyorsan öyle hayal etmekte özgürsün. Dişleri dökülmüş, yüzü buruş buruş, elinde sigarası bir ihtiyar, nur yüzlü beyaz sakallı bir dede, kaslı kuvvetli bir adam, nasıl istersen öyle düşün. Siyah, beyaz, kızıl… Ben hepsiyim, hepimiz de senin yansımaların.
Sokakta yürürken görebilirsin yırtık ruhları. Parça parça, bütünden uzak, her yanı başka bir yana uçuşan ruhlar…
Peki sana ne sunacağım? İkramlarım olacak elbette. Kötü bir evsahibi değilim. Gerçekten bazen çok acımasız olacağım. Kimi zaman beraber oturup güleceğiz, ağlayacağız, kavga edeceğiz… Hepsi senin için.. Senin için olan da benim için… Senden istediğim ise hiç değilse benim odamda sözde yaşamını dışarıda bırakman. Hepsinden önemlisi maskelerini bırakman. Çünkü senin ne olduğunla ilgilenmiyorum, senin nerden geldiğini biliyorum. Sana öğretilenleri, sana verilenleri değil sende olanı biliyorum. Neyi aradığını da… Sana sadece gerçeği vaat ediyorum. Bunu da hap şekline getirip vermeyeceğim sana. Bu bir yalan olur. Benim ruhları diktiğim gibi, sen de cümleleri dikecek, biraraya getirecek kendin bulacaksın. Ben sana eşlik edeceğim.
Seni mutlu edeceğini vaat eden, hayatı sana püf noktalarıyla anlatacağını söyleyen kim bilir kaç kitap okudun, kaç film seyrettin. Belki benimle de tam iki kez karşılaştın. İki ayrı kitapta. Onlar bugüne bizi hazırlayandı. Şimdi gerçekten tanışıyoruz. Beni belki sevimli çocuk, belki hiperaktif, belki bir başka yırtık ruh, belki de bambaşka bir şey olarak tanıdın. Şimdi çırılçıplak bu odada yalnızız.
Yaşadığını zannediyorsan, yaşadığını sandığın yalanın da gerçekliğini arıyorsun. Sonuçsuz bir tırmalayış. Her defasında duvara toslayacağın, aynı hayatı tekrar tekrar yaşayacağın, döngüden çıkamayacağın adına ?hayat? dedikleri bir yolculuk seninkisi. Bunlar sana anlamsız geliyorsa, şimdi git.
Hala okuyorsun… Okuyorsan da hakkını ver, benimleyken sadece benimle ol. Şu anda bile işin, sevgilin, derslerin, heveslerin, geçmişin ya da geleceğin aklına gelip dağılıyorsundur. Hayır. Benimleyken sadece benimle ol. Ben sana bir hazine vaat ediyorum. Senin hazineni…
Seni üzenleri, korkutanları, aşkı, sevgiyi, seksi… Hatta seks bile şu ana kadar aslında bedenlerin sürtünmesinin ötesine geçemedi. Kulaklarını aç… Biliyor musun bir kez bile gerçekten orgazm olmadın. Kadın ya da erkek. Fark etmez. Üreme organında çıkan sıvıları, birkaç kasılmayı seks sandın. Yaşama dair ne varsa, sana ve bana dair ne varsa sayfalarca konuşacağız.
Tanışma faslını uzatmak istemiyorum. Zaten yolculuğumuz boyunca defalarca birbirimizi keşfedeceğiz.
Yalnız hep susma olur mu? Konuş benimle. Çelişki sanacağın birçok şey olacak. Hem ben de senden çok şey öğreneceğim diyorum ya. Şimdi de diyeceksin ki sen ile ben aynıysak, neyi beraber öğreneceğiz? Unuttun mu yırtık ruhlarız. Sen bir yana giderken ben de bir yana gittim. Ben bir şeyler topladım, sen bir şeyler topladın. Şimdi birleştireceğiz. Ağacın kökü bir yerde, dalları dört bir yana uzanıyor.
Işık da hep bu kadar olacak. Aydınlık değil. Saç tellerimize kadar birbirimizi görmek zorunda değiliz. Gölgede kalmayı da severim… Mumları seviyorum… Mumlar bize eşlik edecek. Biraz eğilirsen başının üzerindeki mumları yakacağım.
İki koltuğumuzun arasına bir de sehpa koyayım. İstediğin zaman ayaklarını uzatabilirsin. İstediğin zaman da kalkıp odanın içinde istediğin yere geçebilirsin. Ben seni her şeyinle, olduğun gibi seviyorum. Seni sevmem için yerine getirmen gereken koşullar yok: Seni koşulsuz seviyorum. Seni severken de kendimi, özü seviyorum. Belki de sevgi dediğimiz, ?sen ve ben? in ta kendisi. Yaradılışın kendisi.
Ne fiziğin, ne yaptıkların, ne ünvanların, hiçbiri umurumda değil. Kiralık katil bile olabilirsin, ya da kötü ya da iyi biri. Kötü ne ki? İyi ne ki? Bunu çok sordular değil mi? Değişik de cevapları vardı. Bu soruyu felsefe yapmanın bir parçası sandılar. Ölüm gibi…
Unutma… Bilge, öğreten adam, ukala değilim. Senin yansımanım. Bana ne dersen, kendine de söylemiş olacaksın. Beni sevdiğinde kendini sevecek, bana kızdığında kendine kızacaksın. Sokakta da hep aynıydı bunu göremedin. Görmen de istenmeyendi zaten.
Politika da yapacağız, eğleneceğiz de… Futbol bile konuşacağı, modayı, kozmetiği unutmadım. Bize eşlik eden başkaları olacak. Misafirler ağırlayacağız odamızda. Birileri gelip gidecek. Karşımıza oturtacağız konuşacağız, soracağız. Sıkıcı bir adam değilim Sen odadan çıktığın zamanlar ben de sokağa çıkacağım. Belki sokakta da karşılaşacağız. Ama karşılaştığımızı bilemeyeceğiz. Karşılaşanlar da sen ile ben olmayacak, sen ve ben sandıklarımız olacak.
Dur sana bir bardak vereyim. Bu senin bardağın. İçine ne doldurmak istiyorsan doldur. Burada sistem dışardaki gibi çalışmıyor. Şarap, su, meyve suyu, ayran, ya da hiç içmediğin bir şey… Hayal et. Dolsun…
2012 marduk diyorlar ya.. Marduk değil o… Neotik bilimi duydun mu? Başka bir devrim o. Bekliyorum ben de.. Bunları da konuşacağız… Sınırımız yok. Sohbetimiz bizi nereye götürürse… Sadece diyorum ki bu sohbet senin bildiklerine benzemeyecek.
Arada bir de beraber çıkacağız dışarıya… Sana göstermek istediklerim var. Yanıbaşında olup görmediğin o kadar çok şey var ki.. Sen de şaşıracaksın. Ben hala şaşırıyorum.
Hoşgeldin… istersen başlamadan sen bir soluklan. Kapat kitabı… Ben, sen her geldiğinde burada olacağım. Ben sadece nerede olacağımızı seçeceğim.
Gittikten sonra bir daha gelmesen de ben burada olacağım. Eninde sonunda yine karşılaşacağız. Bu sayfalarda olmazsa senin de çok iyi bildiğin yerde buluşacağız. Biliyorum ki, paylaştıkça daha uzun kalacaksın burada… Sen olsan da olmasan da buradayım… Duymak istesen de istemesen de anlatıyorum. Odamız küçük, özellikle küçük olsun istedim.
Ha bu arada söylememe gerek var mı bilmiyorum ama konuştuklaırmız sır olarak kalacak. Bana anlattıkların bu odada kalacak. Kustukların, içini açtığında döktüklerin, bastırdıkların burada açığa çıkacak ve burada kalacak. Her açığa çıktığında içinden bir şeyler; yırtık ruhlar biraz daha dikilmiş olacak.
Hadi şimdi git. Gitmeni ben istiyorum. Her geldiğinde burada olacağım ama ne kadar kalacağımızı belirleyen ben olacağım.
Seninle tanıştığım için gerçekten memnunum. Sohbete devam etmek için de sabırsızlanıyorum. Ama şimdi yalnız kalmak istiyorum. Sen duramayıp devam edecek olsan da, okudukların, duydukların ben geldikten sonra söylenmiş olacak. Sen her geldiğinde, benim burada olma halim, senin bildiğin, öğrendiğin gibi değil…
Şimdi izninle mumları söndüreceğim.
Kendini tekrarlıyorsun.
Yırtık ruhların fantom ağrıları…
Parçalar biraraya geldiğinde ağrılar dinecek.
Bana biraz sıkıntı verdi sen şusun ben buyum bu böyle olacak şimdi şunu yap. Belki bende bi huzursuzluk yarattı bu içten içe yönetilme durumu pek zevk alamadım.Ama önemli olan bütünüdür.örneğin BİR NEFES İSTANBULDA tek sıkıldığım sedat ve armanın bekirin yerine giderken arabada şöföre dönüp sedatın hayatı yorumlamasıydı söyledikleri doğru ama ona uymadı .Çıkar çatışmasını eleştirirken oysa kendisi bunun tam da ortasındaydı.Ama ben BİR NEFES İSTANBUL’u çok beyendim…Yırtık ruhlar içinde sabırsızlanıyorum…
bence kendini tekrarlamıyor, daha da ileriye gidip iyice derine ineceğine, okuyucu ile birebir çözümlemeye gideceğini işaret ediyor. Yırtık Ruhlar, çok daha derin, sarsıcı olacak… “Ben” olma yolunda çok daha kalıcı izler bırakacak eminim bundan
)
Süpperr.. sıkı gidiyor.. her kitap başka bir gelişme.. eleştirinin en güzeli kitaptır.. arada hiçkimse yoktur.. kitap ve ben.. yıkmaz, sendeletmez.. sizin kitaplar insanın kendini tanımasına ayna tutuyor.. herkes tanıyor kendini ama; bunu kendine itiraf etmesi zor.. ben ayna olarak bakıyorum satır aralarına..
”Kendini tekrarlıyorsun.” Ne kadar ucuz ve ukalaca bir yorum sevgili Selin. Bir tablo düşün ve henüz tablonun yaklaşık dört yüzde birini görüp kesin yargıda bulunuyorsun. Çok tuhaf değil mi?
Evet, yazı okunduğunda Aret’in herhangi bir kitabını okumuş isen yazıyı Aret yazmış diyebilirsin. Örneğin Picasso’nun tablolarını iyi bilen birisi Picasso’ya ait bir tablonun yüzde birlik bir kısmını gördüğünde evet bu tablo Picasso’ya aittir diyebilir. Ama niteliği ile ilgili herhangi bir yargıda bulunması mümkün değil, değil mi sevgili Selin?
Aret Abi,muhteşemsin yine sabırsızlıkla bekliyoruz yeni kitabını.Sen bu çağın yazarısın artık,gençleri anlayan,bize ışık olabilecek,içimizde ki her tür düşünceye,çırpınışa bir rehber niteliğindesin.Yüreğine sağlık demek yetmiyor artık,kalemin hiç tükenmesin…
evet samimi bir anlatımın var ama hep aynı yerin kanıyor sanki, belki de anlatabileceğin yeni yaralar almak için hayatın içerisine dalmalısın tekrar…
bir dreamer görmek için beklemek gerekmiyor, sadece içinizde yükselen sesleri bir başkasından duyuyor oldugunuza inanıyorsunuz. Oysaki her ne ise duydugunuz gordugunuz kendiniz yalnızca kendinizken, Onu kabul edip etmemek buna hazır olup olmadıgınız anda olusuyor. Tam olarak bir kurtarıcı bekleyişindeki ruhlarız zamanı gecmıse yada gelecege endekslemıs tekrarlar ordusu.
Ben sözüne ettiğin odada bekliyor olan içsesim seni dinleyip izlemek için tüm algımın en maskesiz haliyle bekliyorum kendi karşılaşmamdaki keşif anlarını.
kesinikle samimi ve bağlayıcı akıcı bi anlatımın var ben yeni okumaya başladım insanın kendine geri dönüşümünü ve hesaplaşmasına ii bi şekilde yardımcı oluyo dewzmını bekliyoruzz
ne zaman çıkıcak bu kitap
Ruhumun yırtıklarını sevgiyle yamadım yola devam ediyorum
yol arkadaşlarımla beraber ben yürümeye devam ettikçe inançla sevgiyle bu ışık hiç sönmeyecek İYİ Kİ VARSINIZ
sizi din gece saba tümer’in programında çok kısa izleyebildim.ama bi ışığınız olduğu belli.bazı hareketleriniz samimi mi yapmacık mı ayırt edemedim. ama şu yukardaki yazı muhteşem.çok ilgi çekici.ilk dışarı çıktığımda kitabınızı alıcam.yolunuz açık olsun başarılar dilerim=)
Gizem çok büyük bir GİZEM var…
Hücrelerime kadar…yediğim vurgunu……hiç bitmek bilmeyen yalnızlığımı hissettim……
bu tarz yazılar yazan kişiler o kadar nadir ki seni takip etmeye doyamıyorum Aret Abi insanları sen daha iyi tanırsın herkes bilerek bilmeyerek isteyerek istemeyerek birşeyler söylemek eleştirmek konuşmak istiyor kimi zaman bu konuşmalar gerektiğinden fazla kırıcı olabiliyoru çünkü insanlar kullandıkları kelimelerin altındaki anlamları hala keşfetmiş değil… seni kendini tekrarlıyor olarak niteleyen arkadaşı kınıyorum… sen ve ben’le başladı bendeki kendimi bulma arzusu. bende bazen bir şeyler karalıyorum ve yazılarımın senin yazdıklarına benziyor biraz olsa da doğal ve dertleşerek genelde karaktersiz olarak şimdi bir nefes istanbul’u okuyorum ve bazen elimden bile bırakamadan onunla uyuyakalmış oluyorum yırtık ruhlar kesinlikle hepsinden biraz daha güzel olacak çünkü sende artık bizi daha iyi tanımaya başladın heyecanla bekliyorum başlangıcı bile beni benden aldı.
’sen ve ben’ i yeni okudum, hoş bir sohbetti kesmeden okudum diyebilirim.Nerden aklınıza geldi bu tarz bir çalışma bilmiyorum ama ne çok cümle biriktirmişsiniz evet bunları anlatmasam çatlardım kokusu var kitapta..ciddi de bir sorumluluk almışsınız bence bir gaz ve dumanla hayatlarını değiştirmeye kalkan insanların hüsranlarında payınız olacak tabi mutlu sonlarda da her ikisini de kabule hazır olmalısınız..
yazınızı cok begendm devamını merk edıyrm sımdı:))
bekliyorum.. beni
Seninle ilkkez Saba daki programla tanıştım,sonra dün tanıtım seminerinde hatta el sıkıştım ve birde eve dönerken Sen ve Ben de tanıştım ama hala tanışmadım,okadar çok kez tanışacağım ki. Aslında seninle bunlardan evvel bir iki ay önce tanıştım ben, sen yoktun ama ben vardım. 2010 a girerken dedim ki kendime “yeni yılda yenilenmek gerek” hatta paylaştım şu zamanlarda en popiler paylaşım sitesi olan Facebook ta bile ,okudular beğendiler hatta nasıl diye sordular, dedimki “nasıl istersen öyle” yetmedi “önerin ne” dediler ben sadece “biraz cesaret dedim” aslında onlara değildi bu dediklerim hep kendime söyledim,bende bilmiyordum yada biliyordum ama bilmiyordum, aklımda milyarlarca, aslında çok daha fazla kelime ,fikir, düşünce ,harf var ,sayılarla sınırlamak mümkün değil ama onları bir araya nasıl getireceğim di asıl soru,ne istediğini bil dedim kendime bu soruya karşılık. ama çok zor dedim, düşündükçe yalpaladım kafam ve kafamdakiler daha da büyük bir karmaşayla karıştı.. Ama sen bir bir kelimeleri düzenlemeye başladın ,yavaş yavaş duruldum , şiirler şiirler en güzel en rahat konuşabildiğim yer benim ve sen yaz dedin ben yazdım, sen kimmiisin şimdi söyliyim bensin…
Ama seninle hala tanışmadım ,daha binlerce kez tanışacağım ver her tanıştığımda bambaşka biriyle tanışırcasına heyecanlı ama milyarlarca yıl öncesinden beri tanışıyorcasına güvenli ve mutlu olacağım..
Lütfen yaz ,yaz benim için , yaz ki gerçekleri gerçek dediklerimizden ayırlalım ve seni ve beni ,sende kendini gören yada dur kendinde seni gören görmeye can atanlar için yaz, ama hep yaz. Zaman yok tamam ama zamansızlığı anladığıma inanana kadar yaz.. yaz yaz.
Keşke daha çok insan, senin gibi, içini samimiyetle gözler önüne serebilse… Keşke maskelerin yerini hep gerçekler alsa. Bunun mümkün olduğunu ve böyle de yaşanabileceğini gösterdiğin için teşekkürler…
Sevgili Aret çok güzel bir giriş yapmış ,okurlarını çok güzel karşılamışsın. Okudukça derinleşen ,anlamlaşan ,netleşen bir bütünlüğün bir parçası giibi emeğine,kalemine,yüreğine sağlık.PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALAN, ÇOĞALDIKÇA SEVGİYLE ,BİLGİYLE PAYLAŞIMLARININ SANA GERİ DÖNMESİ DİLERİM BAŞARILAR.
merhaba,
şu bir kaç gündür sizi yakınen takip etmekteyim, henüz seminerinize yada imza gününüze katılmış değilim ama Bir Nefes İstanbul kitabınızı sindirerek ve severek okudum. Yırtık Ruhlar kitabınızdaki ilk cümleler esasında tam da sizden yazılıcak tarzda cümleler…
Hepimiz özeliz, hepimiz farklıyız.. inanmasakta göremesek yada görmek istemesekte… ama siz bir nefes istanbul daki kitabınızdaki arman gibi sanki bu işe baş koymuş ve bize bunu inandırmaya, görmeye çalışır gibisiniz.. ve sizinde farkınız bu noktada başlıyor..=)
Umarım birgün sizi yakınen görebilme şansım olur, başarılarınızın devamını dilerimmm…
Ben de sizi Saba Tümer’in programında tanıdım ,okadar samimi ve içtendiniz ki….Günümüzde böyle insanlar yok denecek kadar az..Tabii bu arada yukarıdaki yorumları yapan arkadaşların pek çoğunun benden daha genç olduğunu düşünüyorum…Ben şu anda “Bir Nefes İstanbul”u okuyorum gerçekten enfes bir kitap…
“GELECEK GEÇMİŞİN YİNELENİMİ OLMAYA BOYUN EĞERSE YAŞAMA SEVİNCİNDEN İZ BİLE KALMAZ İÇİMİZDE” çok güzel bir söz değil mi?!!
Ben de sizi Saba Tümer’in programında tanıdım ,okadar samimi ve içtendiniz ki….Günümüzde böyle insanlar yok denecek kadar az..Tabii bu arada yukarıdaki yorumları yapan arkadaşların pek çoğunun benden daha genç olduğunu düşündüğümü belirtmem gerek…Hepsini okudum pekçoğu yerinde,anlamlı ifadelerle yorum yapmışlar.Çok beğendim…Ben şu anda “Bir Nefes İstanbul”u okuyorum gerçekten enfes bir kitap…
“GELECEK GEÇMİŞİN YİNELENİMİ OLMAYA BOYUN EĞERSE YAŞAMA SEVİNCİNDEN İZ BİLE KALMAZ İÇİMİZDE” çok güzel bir söz değil mi?!!
Aret Vartanyan;ben de Saba Tümer’de tanıdım bu ismi sonra Sen ve Ben kitabıyla karşılaştım hemen aldım aldıktan çok sonra okumaya başladım ama en ihtiyacım olduğu zaman bu zamanmış meğer en yalnız olduğum zamanda sen oldun benle konuştun,sohbet ettik şimdi hep benilesin teşekkür ederim…
İnsanı gerçekten karşına alıp konuşur gibi yapman çok güzel. Zaten öğütlerden çok sıkılmıştım. Hepsi evrensel gerçekleri ya da bilimsel bir makaleyi anlatan hoca tavırını takınıyorlar. Bende yeni kitabını aldım, ve acayip etkilendim. Uzun zamandır kafamda buna paralel düşünceler vardı. Hep sorduğum bazı sorular, neden hep bir şeyler olmaya çalışıyorduk? Ya insan aslında yoktu da, bir şeyler olma çabasımı onu var ediyordu? Bu soruma yanıtım netleşti. Ve anladım ki ben içim boşalınca onu göstermemek için rol yapmaya yeniden başlıyorum..
Neyse bugün içimden gelen bir şey yapıcam,ne kadar korksam tereddüt etsemde, ve sen beni cesaretlendirdin. Pekte doğru olmayan bir şey bu, ama kime göre? Doğrular o kadar doğru olsalar beni boğmaya kalkmazlardı. Neyse, ismimi yazsam da kim olduğumu daha pek bilmiyorum, bende şimdilik bir çok maskeyim. Ama anlamaya başlıyorum, ve bu beni çok heyecanlandırıyor!..
İsteyerek gelgim ruhum o kadar yırtıldı ki ve ben şu an kendime o kadar çok ağlıyorum ki aret sende olmasan yaşamak için yazdıklarınla bir umut vermesen şu an biterdi bu hayat …………